AROMATERAPININ TARIHINI MERAK EDENLER ICIN

Güncelleme tarihi: 10 Eyl 2021


Bütünsel Aromaterapi

Güzel kokulu ya da bir diğer ismiyle aromatik bitkiler insanların ilgisini her zaman çekmiştir. Bitkiler ile tedavi binlerce yıl öncesine kadar uzanmakta olup, bu konuyu belli bir coğrafya ile kısıtlandırmak doğru değildir. Dünyanın tüm farklı bölgelerinin aromatik bitkilerinin sağlık ile ilgili kullanımına dair bir geçmişi vardır. Önceki zamanlarda bu bitkilerin yakılmasından elde edilen duman ile hastalık ve diğer kötülüklerden korunmak istenilmiştir. Sonraları ise bu kokulu maddeler; vücuda direkt sürülerek veya pomander adı verilen içinde kokulu bitkilerin bulunduğu top şeklindeki kolyeler takılarak kullanılmışlardır. Böylece aromatik bitkiler hastalıklardan korumaktan ve bedeni güçlendirmeye ve hem de güzel kokmaya kadar geniş bir alanda yer bulmuşlardır.

Distilasyon ile uçucu yağların elde edilmesini 10.yüzyılda İranlılar keşfetmiştir. Böyle düşünüldüğünde aromaterapinin tarihinin bin yıl öncesine dayandığı söylenebilir. Ama insanoğlunun bugünden 60,000 yıl (Erichsen-Brown) öncesinde bile aromatik bitkilerden faydalandığını bilinmektedir. 1975’de arkeolojik bir kazı sırasında; Civanperçemi, Peygamber çiçeği, Üzüm sümbülü, Ebegümeci ve diğer bazı bitkiler Neandertal iskeletlerinin fosillerinin yanında bulunmuştur.


AROMATERAPININ TARIHINI MERAK EDENLER ICIN

Eski Çin, Hindistan ve Tibet’ten Ortadoğu’ya, Mezopotamya’dan Amerika yerlilerine, Afrika’da Eski Roma’ya kadar farklı coğrafyadaki kültürlerin, kendi tarihsel gelişimleri içerisinde kendi endemik bitkilerini farklı ritüeller ile uygulandığı bilinmektedir.

Keşiflerle Avrupa’ya gelen bitkisel kokulu maddelerin de etkisiyle, 16.yüzyıldan itibaren Batı Avrupa’da parfümeride önemli gelişmeler olmuştur. İngiltere’de 19.Yüzyıl ortalarına kadar kekik, lavanta uçucu yağlarının hijyen sağlamak amacıyla hastanelerde kullanılmış olduğu kayıtlıdır.

Yaklaşık 6000 yıllık bir geçmişe sahip olan aromaterapi’nin ilk olarak mumya yapımında eski Mısır uygarlığı tarafından kullanıldığı bilinmektedir. Aynı çağlarda, eski Çin uygarlığı tarafından da aromaterapi yağları ve bitkileri tanrıya olan şükranın bir ifadesi olarak kullanılmaktaydı. Aromaterapinin tedavi ve güzellik maksadıyla kullanımı ise ilk olarak eski Yunan medeniyetlerinde ortaya çıkmıştır. Roma İmparatorluğu devrinde aromaterapi banyo sonrası masaj teknikleriyle kullanım alanı buldu. Eski Romalılar aromaterapi yağlarını eski Arap ve Hint medeniyetlerinden getirtiyorlardı. Günümüzde kullanıldığı şekliyle modern aromaterapinin babası Dr.René-Maurice Gattefossé’dur (1937).



1910’da geçirdiği kazada eli yandı ve saf inceltilmemiş lavanta yağı ile elini iyileştirdi. Enfeksiyon veya skar oluşmadı.

MargueriteMaury, Tibet tekniği kullanarak uçucu yağ kombinasyonlarını tek tek reçete yaptı.

Esasen bir koruyucu hekimlik sistemi olan Aromaterapi’nin kullanım alanı günümüzde kaybolmaya yüz tutmuş olmakla birlikte bitkisel yağların geniş iyileştirici etkileri halen bilinmekte ve kabul edilmektedir.

Bitkilerin, kabuk, yaprak, çiçek, meyve, tohum, sap, kök gibi- farklı yerlerinden çeşitli yöntemlerle elde edilen güzel kokulu yağlar uçucu özellik taşırlar. Bu şekilde atmosferde de buharlaşmış olarak mevcutlardır. Yağlar, pek çok bitkiye verdikleri koku ile karakter katan, kimyasal oluşumlardır.

Bitkisel yağlar bitkilerin özlerini oluşturmakla birlikte, adlarında belirtilenin aksine her zaman yağ içermek durumunda değillerdir. Bitkilerdeki yağların canlı hayatındaki yerleri çok iyi anlaşılmış olmamakla birlikte, hayvan hayatı açısından çekici/itici olarak önemli oldukları, kısmen bitkinin kendi bağışıklık sistemini oluşturduklar bilinmektedir. Bitkisel yağlar yanıcı olup, alkol ve sabun içinde erir ancak su içinde ancak %20′ye kadar eriyebilirler. Aromatik kokuların yüzyıllardır doğal/bitkisel tedavi alanında kullanılmakta olması dolayısıyla, aromaterapinin bitki/şifalı ot uygulamalarının bir branşı olduğu düşünülebilir. Ancak şifalı ot ile tedaviyi aromaterapiden ayıran temel farklılıklar vardır. Aromaterapi kapsamında kullanılan yağlar, şifalı bitki tedavisinde kullanılan bitkilerden kat kat fazla kuvvetlidirler (Yaklaşık olarak 1 ton gül yaprağından ancak 250 gr. Gül yağı çıkartılabilmektedir) ancak buna rağmen pek çok aktif maddeyi de içermezler. Bu nedenle, aromaterapide kullanılan bitkisel yağın, aynı bitkinin şifalı ot tedavisinde kullanılanına göre farklı özellikler taşıması normaldir. Aromaterapide kullanılan yağlar, aynı bitkinin kurusundan 75-100 kat daha fazla kuvvetlidir.

Aromaterapinin başlıca dayanağı gül, yasemin ve lavanta bitkilerinden elde edilen yağlardan oluşmaktadır.


4000 yıl önce Mesih’in doğumundan – esans yağları kullanılırdı. Tarçın, Zencefil, Mür ve Sandal.



18 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör